Son zamanlarda güne -acaba bugünün bana hediyesi ne- sorusunu yönelterek başlıyorum.İçimin coşkusuyla meraklanıp,gizli armağanımı seçmeye çalışıyorum.Heyecanımı taşıyabildiğim şekilde bazı yorumlamalar yaparak güne anlam biçiyorum.
Uzun süredir görüşmediğim bir arkadaşımla yeniden ve daha derinden konuştuğuma sevindim bugün.Beklenmedik zamanda gelen plansız buluşmalar içimi daha çok sevindiriyor,yüzüm biranda gülümsüyor,yarım kalan bir iletişimin devamıyla neşe doluyorum.Günün sırrını okumayı konuştuk onunla da.Gerçek mutluluğun anlamını,doğanın güzelliğini görebilmeyi,içimizdeki sınırsız gücü,kendi benliğimizde yeşerttiğimiz değeri,hayatın çeşitli olgularını düşündük.Toprağı ve kuşları andık.Bazı sıralanan cümlelerden sonra felsefik yönümüz /doğal ve sade yaşantının/ huzuruna yol aldı.Günümün hediyesi bana buydu.Özlediğim birisiyle dolu dolu konuşabilmenin renkli tadıydı.Ya da ben öyle yorumladım.Baktığım pencerenin ardında bir sürpriz olduğunu düşününce,karşıma çıkan kişiler ya da olaylar tebessüm ettirici türden geliyor.Yoksa dert ararsan her şey dert,şikayete de hep çile var.Teşekkür ettikçe çoğalacak yeni gelecek hediyeler ve güzelliklere inandıkça sende kalır mutluluk.
Ardından biraz dolaştım.
Düşündüm.
Olacağına inandıklarımın gölgesine boyandım.
Deniz,gökyüzü,ay ve güneş.
Taşlar,yankım ve ben.
Tefekkür ve hisler.
Seyir.

Yorum bırakın