sular seller

Tasvirlerden uzak durmayı seçen benliği, hızlı yürümeye gayretli yanıyla ilerlemeyi tercih etti gece yarısı.Yakınındaki suyun kenarını hedef alışı bilincinden ayrı sandığı bir tepki,yoluna çıkan çizgilerse sersemliğini ayakta tutan yardım sever yönlendirmelerdendi.Kaçışını bastırmayışı,içinden bağıran adamın küstahlığına tokat;akıp giden ömründe tırmandığı yokuş, gözlemeyi seçtiği mevsimlere değerdi.

Sıkılmıştı.

Vardığı yerin seyrinde düşüncelere ev sahipliği yaparken,sesli konuşmaya başladığını farketmemiş olmalı ki sitemli söylemlerine uzun süre devam etti.Aldığı darbelerle aşınan eski bir taşa eğilip hızlı bir şekilde tutmaya çalıştı onu parmaklarıyla.

Başı dönüyordu.

Karıncalanan derisi,canını daha da sıkmakta gecikmedi.

Sıkılmıştı.

Aynı gözlerden,kirli sözlerden,

Duman karası gözlenen gizlerden,

Acıdan,

Gösterişli yalancıdan,

Herkesin herkesteki kibirli hadsiz tarafından,

Maskeli oyuncudan,

Sahte fotoğraf,renksiz pozdan,

Zehirli kozdan,bezgin ruhtan,

Küle dönüşmüş yazdan,

Zamandan,

Soğuktan,

Ve bulanık sudan…

Fırlattı.Halka halka büyüyen ritmini seyretti karşısında beliren taşın.Bıraktı öylece aklından geçenleri oraya ve bilirdi biriktirdiği çöplüğe rağmen beyaza boyamayı geceleri.Alıştı.Sıkıldığı bütün kelimelerle baş etmeye alışkındı.Döngüsünde yaşadığı sarhoşluk hangi çamura bulanmasına sebep olursa olsun,ihmal edemezdi çiçekleri;merhametine muhtaç sesli harfleri.

Arındı.

Aklından çekip atarak,kazıdı korkutan kıvrımları.

Arındı,çünkü bu en anlamlı olandı.

Yorum bırakın