Öteki

/Onların adından söz etmediler./

Satırların arasında yol alan okuyucu yorulan gözlerini listenin sonuna ulaştırdığında,kağıdı uzun süre tutmakta zorlanan elleri görevini itinayla tamamladı.Çevreden duyulan sesler küçük çocukların krapon kağıtlarıyla sergilediği şölen süsleri kadar renkli,yassı ve parıldayan yüzeyiyle seyirleri feth eden ışıltılı bir deniz taşı kadar dikkat çekiciydi.Beklenen açıklama belli ki oradaki insanlar için günlerdir duymaya can atılan kıymetli bir zaferin temsilcisiydi.Coşkusunu ulu orta yaşayan kişilerin hiddetli tepkisi,kenarda ufalanıp yıkılan soğuk çehreleri gölgeliyordu.Evet herkesin duygusu kendi içinde büyük hak,kavuşulan sevinci bastırmamak çoğunluk için anlamlı bir hediyeydi.Aynı atmosferi solumak istemeyen köşedeki sessizler,anıldıkça keyif kaçıran bir salyangoz kadar alçak görmeye başladılar taşıdıkları isimleri.Kuyunun en dibine sarkıtılan kalın ipi,onları aşağıya sürüklüyormuşçasına yakından hayal etmek böylesine hızlı gerçekleşmemeliydi.Mutluluğun gerçek sahipleri,uzaklara doğru adım atarken açtıkları mesafe ile geride kalanların sızılı kalbine şahit olamadılar.Gerçekleşmemiş bazı seyirlerle izleri yansıyan hüzünler okunup yorumlansaydı,çatlakları onarır mıydı gidenler,bilinmezdi.Aslında onlar zaten gitmişti ve onların ardından konuşmaya fazla da gerek yoktu.Ağlayanlar,kaçırdıkları kudretli sonuca yükledikleri anlamdan yavaş yavaş sıyrılıyor,olan bitenin katılığını kabullenmenin dinginliğinde etraflıca düşünebilmenin lezzetine varabiliyorlardı.Belki daha iyisine rastlamanın hayali,belki ötelere gitmenin vereceği özgün imkanlar ya da şuan nların dahi düşünemediği bambaşka kapılar.Zihinlerinde bulanan suyun temizliği arınmaya başlasa da içlerine sinen kirin yeterince kaybolmaması onları şaşırtmaya başladı.Her şey bitmiş,olay çözülmüştü.Ancak ruhları,sinirden kaşlarını yolan tepesi atık çirkin kimseler gibi huysuz, hıncını alamayan öfkeli bedenler gibi tatsızdı.Bitmeyen ateşin sebebi ise gidenler ve gidenlerden beklenen çağrıda anlam bulacağını sanıp yanıldıkları hisleriydi.Başkalarının çığlıklarına dahil olamamaktan kendilerini kuvvetle ezip karanlık fikirlerini onlara yükleyerek acılarını daha da büyütüyorlardı.İşte asıl üzüldükleri buydu.Dahil olamadıkları çemberin elemanı sayılmamak,kaybedilen hikayenin gerçek maddesiydi.Diğerlerinin değerli tebessümünü onlardan çalıp,yolunu şaşırmış bir tilki gibi sersemce kaçıp gitmeyi istediler o geceden.

/Onların adından söz etmediler,/

işte keskin yıkım tam da buydu…

Yorum bırakın