-düz-

Eskisi kadar sık yazamadığım ve aslında bir şeyler yazmaya niyetlensem de duygularımı kendi içimde barındırdığım kadar gerçek ifadelerle kelimelere dökemediğim

-döksem de dökemediğimi düşündüğüm- günlerde,

günlerde oluşumdan da oldukça hoşnutsuzluk duyduğum,tamiratı ertelenmiş,dizeleri yarım,sakin evrelerin birindeyim.

Biliyorum ki her zaman süslü bir sergi sunmamak suç değil ve bazı fikirlerin sıklıkla bende dolaşımı üzerime yük gelen birikimlerden ibaret.

Kusursuz olmayı ve kusuru saklamayı önümüze defalarca yığan dünya,aslında ne dediğini bilememeyi de

üzmeden ve büyütmeden örtmeli bazen.

Yazdıklarıyla ya da söyledikleriyle son derece yalın ve bir o kadar şeffaf kalacağını öngörüp,

çok fazla gözden çok farklı anlamlar çıkabileceğinin zannıyla kendisini uluorta bir meydanda koruyamayacağını hisseden ürkek,

yaşadığı kargaşayı durdurup önlemeli çoğu kez.

/

Mecburiyet adı altında nitelendirdiğin olay veya kişileri,detayları daha belirgin ve keskin biçimde şekillendirişin büyüyor gözlerinde.

Sevgi ya da benzeri duyguları beslemeyi kendine ilke edindiğin bazı zorunluluklar,arkasından getirdiği diğer kasılmalarla yolun sonunda seni senden uzaklaştırabiliyor.

Denge sağlamaya çabalarken içinde yer aldığın yönü belli

kulvarlar,kuralları başkaların kılınan mecralarda çekilmez kimseleri sana göstermeye yetiyor.

Sınırları belli bazı ortaklıklar boğucu bir rahatsızlığa ışık tutmaya yaklaşırken,değişimi güçlü karşılaman ötelemeye çalıştığın münakaşana yardım ediyor.

/

Yorum bırakın