Kimsenin dikkatini çekmeyen sarı şeritler,zemini süslediklerinden beri belli bir yöne doğru kıvrılmayı çok sevdiler.Hafif kalkık kenarlarını eskitmeyi seçen ayak izleri,ortamın gürültüsünde günden güne yalnızlaşıyordu.Birer birer,sırasız ve dikkatsiz ilerleyen aceleci kişiler,oldukça büyük bir binanın o gün için en göze çarpan katındaydı.Her birinin ayrı bir hedefi olduğu gözlerinden anlaşılan bu bedenleri,sayısı bilinmez bir kümenin yorgun elemanları olarak tanımlamak mümkündü.Ardına bakmadan yol almaya devam eden kısa boylu adamın gür saçları bulduğu her fırsatta kendisine çeki düzen vermesi için bir sebep,hemen karşısında bulunan ve telaşını gizleyemeyen küçük kızın hareketleri ise onun heyecanlı yönünü paylaşmak adına merdiven kenarında öylece dikilmeye değerdi.Görünene göre günlerdir giyilmediğini düşündüren soluk siyah ve yıpranmış bir takımı üzerinde taşıyan orta yaşlı,burnu büyük,mutsuz adam;taşıdığı evrak çantasını yerle bir etmeden önce yüzündeki kırışıklıklara sığdırdığı politik havayı zaten usulünce etrafına tanıtmıştı.İçinde bulunduğu vaktin bir hazine gibi parıldadığını görmekte zorlanan ve bu nitelik için aslında içten içe yardım isteyen topluluk,düşlenenlere rağmen kendilerine uzanacak elleri geri iterken zorlanmıyordu.Alıştıkları dünya,koşuşma üzerine bir rutin;bekledikleri övgü,yaşadıkları çağda yerini bulmuş satırlardı.
Farkında olmadıkları pek çok hediye,heybetli yürüyüşlerinde hiçe saydıkları zorlu yol;tonunu tasarlayamadıkları yersiz kaygı,mecburiyetlere sığınılan kahırdı.
Onlar koştu,şeritler boştu.

Yorum bırakın